Gündelik Hayatta Elips Biçimleri

Elips; geometrik şekli gündelik hayatta sıklıkla karşılaştığımız matematiksel formlardan birisidir. Aşağıda resimlerini gördüğümüz pek çok eşya karşımıza çıkan farklı elips formlarına birer örnek teşkil edecek durumda bizlerin istifadesine sunulmuştur. Sizlerde buna benzer pek çok alanda kullanılan geometrik elips formlarını gözlemleyebilirsiniz.

Elips Ayna
 Elips Profil Demirleri
 Elips Masa

Elips Asma Tavan
 Elips Halı
 Elips Orta Sehpa
 Elips Bina
 Elips Havuz
  Elips Gözlük
 Elips Dolap
Elips Tabela
 Elips Lavabo

 Elips Kumbara
 Elips Yüzük

 Elips Avize
 Elips Kase/Şekerlik
 Elips TV Ünitesi/Kitaplık
 Elips Kulp

Elips Araba Markası

Teog Yerleştirme ve Nakil İşlemleri

2014-2015 öğretim yılı “Temel Eğitimden Ortaöğretim Kurumlarına Geçiş Sistemi” kapsamında 8. sınıf öğrencilerinin ortaöğretim kurumlarına yerleştirilme sonuçları açıklanmıştır. Bu kapsamda yerleştirme işlemleri, öğrencilerimizin okul kodlarına göre yaptıkları tercihler doğrultusunda Yerleştirmeye Esas Puanlarına (YEP) göre gerçekleştirilmiştir. Yerleştirme sonuçlarına, www.sinavlar.gov.tr vehttp://teog2015.meb.gov.tr internet adreslerinden ulaşılabilir. 
Yerleştirmeye Esas Puanı hesaplanan 1 milyon 288 bin 315 öğrencimizden; 1 milyon 108 bin 182’si tercih başvurusunda bulunmuştur. Tercihte bulunan öğrencilerimizin % 94’ünü oluşturan 1 milyon 36 bin 809 öğrencimiz tercihlerinden birine yerleştirilmiştir. İlk beş tercihine yerleşen öğrenci sayımız % 66 ile 736 bin 796, ilk on tercihine yerleşen öğrenci sayımız % 87 ile 960 bin 136’dır. Tercih yaptıkları halde tercihlerinden birine yerleşemeyen 71 bin 373 öğrencimiz ile hiçbir tercihte bulunmamış ve herhangi bir özel öğretim kurumuna kaydını yaptırmamış öğrencilerimiz açık öğretim kurumlarına yerleştirilmiştir. Yerleştirme sonunda okullarımızda halen 248 bin 908 boş kontenjan bulunmaktadır.
Hiçbir tercihte bulunmayan veya tercihte bulunduğu halde tercihlerinden birine yerleşemeyerek açık öğretim kurumlarına yerleştirilen öğrencilerimiz ile tercihleri doğrultusunda bir ortaöğretim kurumuna yerleşen öğrencilerimiz istemeleri hâlinde 17-21 Ağustos 2015, 24-28 Ağustos 2015, 31 Ağustos-4 Eylül 2015 tarihlerinde e-okul.meb.gov.tr adresinden yerleştirmeye esas nakil başvurusunda bulunabilecektir. Öğrencilerimiz bu süreler içerisinde yerleştirmeye esas nakil başvurusu için boş kontenjan şartı aranmaksızın 3 (üç) tercih yapacaklar ve tercihlerini herhangi bir ortaokul müdürlüğünden onaylatacaklardır. 
Yerleştirmeye esas nakil süreci 7 Eylül 2015 tarihi itibarıyla sona erecektir. Ayrıntılı bilgi odsgm.meb.gov.tr/ adresinden Tercih ve Yerleştirme Kılavuzuna ulaşarak edinilebilir.
Bütün öğrencilerimize yeni okullarında başarılar dileriz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.  
MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

Yapılan bu duyuru neticesinde okulunu beğenmeyip nakil başvurusunda bulunmak isteyen öğrencilerin izleyeceği yollar şu şekilde gerçekleşecektir. 
1. Öncelikle https://e-okul.meb.gov.tr/ adresinden duyurular kısmında yer alan okulların boş kalan kontenjanları sorgulanmalıdır. Başvuru için boş kontenjan olması gerekmiyor ama açık varsa yerleşme şansı daha yüksek olduğunu bilmenizde fayda var.
2. Evde internet yoluyla da başvuru öğrenci tarafından yapılabilir, Öğrenci istediği bir okul çıksa da her seferinde daha üst puanlara sahip okulları yazabilecektir.
3- Tercih listenizi mutlaka herhangi bir okul müdürlüğünde onaylatın, onaylanmış çıktıyı saklayın. Bu çıktının herhangi bir aksilik durumunda itiraz hakkı gibi nedenlerle kullanılması için saklanması gerekli olabilir.
4- Her nakil döneminde aynı işlem öğrenci tarafından tekrar tekrar yapılacak. Eğer aday ilk nakil tercihinde herhangi bir okul kazanamadıysa, işlemleri ikinci nakil döneminde yeniden yapması gerekiyor. Bu da olmazsa üçüncü nakil döneminde de aynı işlemi tekrar yapmalıdır. Nakil dönemlerinde tercih yapıp hiç birini kazanamayan öğrencinin kaydı ilk kazandığı okulda kalıyor. Ama bir nakil döneminde tercih yapıp kazandıysa, nakilden önce yerleştiği okula artık geri dönemiyor ve en son kazanıp yerleştiği okul geçerli oluyor.
5- Başvuruları kesinlikle son güne bırakmayın. Adayların kontenjan açıklarını her gün kontrol etmelerinde fayda var. Başvuruları sistem üzerinde yaşanabilecek aksaklık ve yığılmalardan ötürü son güne bırakılmaması tavsiye edilir. 
6- Ayrıntılı bilgi odsgm.meb.gov.tr/ adresinden Tercih ve Yerleştirme Kılavuzuna ulaşarak edinilebilir.

Stratejik Akıl ve Dindarlık

Biz Müslümanların içerisinde bulunduğu acziyet durumunu, en iyi şekilde ifade eden bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum. İçerisindeki tespitler ışığında kendimizi temiz bir sorguya çekme zamanı gelmiştir diye düşünüyorum.
"Bizim camiada bazı yaygın kanaatler var. Birincisi bir çoğumuz “başımıza ne geldiyse, iyi Müslüman olmadığımızdan geldi” diye düşünür. Sanki, ibadetlerimizi tam olarak yerine getirdiğimizde, Allah tarafından işlerimiz düzelecek gibi bir algı var... İkincisi, Müslümanlık hak dindir. Allah Müslümanların yardımcısıdır. Allah, tuzak kuranların tuzağını bozar. O halde bekleyelim görelim. “Gün doğmadan neler doğar” “Görelim Mevlâ neyler, neylerse güzel eyler” gibi sözleri sıkça tekrarlar dururuz.Bu yaklaşımın birkaç açıdan kritik edilmesi gerektiği kanaatindeyim: 
Birincisi, Türkiye gibi toplumlarda, insanların çoğunun dindarlaşması sosyolojik olarak mümkün değildir. Yani bizim, işlerimizin düzelmesi için ülkemizdeki insanların çoğunun, ibadetini tam olarak yapmaya çalışan iyi müslüman olmasını sağlama çabalarımız nafile... İkincisi, her gününüzü ve gecenizi ibadetle geçirseniz bile stratejik akla sahip değilseniz, işlerinizin düzelmesi yine nafile... Çünkü akıl Allah'ın en sağlam ayetidir. Nitekim biz, Kur’an’ın hükümlerinin sağlamlığına bile akılla karar veririz. Bu bakımdan “gün doğmadan nelerin doğacağı” yarın için stratejik akılla hangi planları ne ölçüde sağlam yaptığınıza bağlı... Yoksa bizim adımıza Allah plan yapacak, biz de hazıra konacağız, diye bakarsak, bir dört yüz yıl daha başkalarının oynadığı oyunları dışarıdan izlemeye devam ederiz. Üçüncüsü, ibadetler birer amaç değil araçtırlar... Bizim camianın anlamakta zorlandığı noktalardan birisi de budur. Yani amacımız, ibadetlerimizi eksiksiz yapmaktan ziyade adam olmaktır. İbadetler adam olmanın araçlarıdırlar. Putlara ibadet, Allah'a zarar verdiği için değil, fıtratımıza aykırı, dolayısıyla adamlığımıza engel olduğu için yasaklanmıştır. Ah şunu bir anlayabilseydik! Bu uzun bir hikâyedir. Burada teolojik tartışmalara girmek yersiz olur... Ama bizim camianın bu konuları da açık yüreklilikle tartışması lazımdır... Şimdi size stratejik akılla neyi kastettiğimi anlatmak için İslam tarihinden bazı örnekler vermek istiyorum. 

Birincisi, Hübab İbn Münzir'in, Bedir Savaşı’nda Hz. Peygamber'e yaptığı uyarısıdır. Hubab İbn Münzir, geleceği riske atmak istemedi. İnsan olmanın gereğini yaptı ve Allah Rasûlüne sordu: “Burada vahiy ile mi yoksa kendi içtihadınızla mı duruyorsunuz?” Cevap, “kendi içtihadımla” şeklinde olunca, İbn Münzir, muhtemelen derin bir oh çekerek “o halde ey Allah'ın Rasûlü, yanlış yerde duruyoruz. Düşmana en uzak kuyunun başındayız. En yakın kuyunun başında olmamız ve diğer kuyuları kapatmamız gerekir” dedi. Allah Rasûlü, İbn Münzir'in bu uyarısını yerinde buldu ve hemen onun teklifini yerine getirdi. Bazı düşünürlerimiz, Hz. Peygamberin stratejik yanlışlık yapamayacağını ispatlamak için bu olayla ilgili akla ziyan yorumlar yapmışlardır. Çünkü onlar ne Hz. Peygamberi ne de Hübab İbn Münzir’i doğru anlayabilmişlerdir. Bu yüzden dindar camianın önemli bir bölümünün dikkatleri, geleceği stratejik aklın planlarıyla şekillendirmeye değil, gaybî yardımlarla yol almaya odaklanmıştır. Bu odaklanmanın temel etkenlerinden birisi de inançlarımızdır. Nitekim müslümanların önemli bir kısmı şöyle bir mantık yürütür: Allah her şeyin mürididir. Dolayısıyla geleceği de O takdir etmiştir. Gelecek Onun iradesine göre şekillenir. Bu itibarla günümüz Müslümanlarının çoğu, hallerinden anlaşıldığı üzere, Allah gelecekte hangi oyunun perdesini açacak diye merakla bekleyip dururlar... 
İkincisi, Hz. Peygamber önemli işlerinde ashabına danışır ve sonuçta oluşan ortak kararı tereddütsüz uygulardı. Örneğin, o, Uhud Savaşı’nda savunma yapmayı uygun gördüğü halde istişare sonucu alınan karara uydu ve düşmanı şehrin dışında karşılamak üzere zırhını giyinip kılıcını kuşandı. Bu esnada ashaptan bazıları, galiba Hz. Peygamberi üzdük diye düşündükleri için, “Ey Allah’ın Rasûlü, isterseniz düşmanı burada da karşılayabiliriz” dediler. Ancak Hz. Peygamber, kendi görüşünü değil, çoğunluğun kararını uygulamayı tercih etti. Bizim idarecilerimizin çoğu ise danışma ve meşvereti usulen yapılan bir iş olarak gördüler. Danıştılar ama sonunda ortak aklın kararını değil, kendi bildiklerini okudular. Çünkü ne de olsa, Cenâb-ı Hakk “iş hakkında onlara danış, fakat karar verdin mi Allah'a güven, doğrusu Allah güvenenleri sever” (Âl-i İmran, 3/159) buyuruyordu. Bazı âlimlerimiz, bu ayetten, danışılabilir ama danışma meclisinde alınan karara uyma zorunluluğu yoktur, sonucunu çıkardılar. Bu yüzden de sultanlara, “devletlüm, danışınız ama sonuçta kendi bildiğinizi okumanız caizdir” diye fetva verdiler. Bizim idarecilerimiz, çoğunlukla böyle yaptılar. Danıştılar, sonra da kendi bildiklerini okudular.Bir ev satın alırken başkalarına danışıp sonunda kendi bildiğinizi okuyabilirsiniz. Çünkü bu durumda hata ederseniz, sonuçta bu en fazla sadece size ve yakınlarınıza zarar verir. Ama kamuyla ilgili bir konuda danışıp da sonunda bildiğinizi okursanız, tüm kamuya zarar verebilirsiniz. Bu yüzden orada istişareye aykırı hareket etme lüksünüz yoktur. 
Üçüncüsü, Halid b. Velid, Mute Savaşı’nda bayrağı eline alınca, daha önce şehit olan diğer üç sahâbî komutan gibi “Ya Allah, Bismillah” deyip hemen düşmanın üzerine atılmadı. Stratejik aklı kullandı. Sağ taraftaki askerleri sola, soldakileri sağa alıp düşmana sert bir hücumda bulundu. Düşman ordusu, Hz. Muhammed'in ordusuna dışarıdan destek geldiğini zannederek bir an için bozgun durumu yaşayıp kısmen geri çekildi. Bir dâhi olan Halid b. Velid, bu durumu fırsat bilip düşmanın üzerine gitmedi. Karanlık bastığında, doğruca Medine'nin yolunu tuttu. Çünkü biliyordu ki, kendi ordusundan otuz kat daha fazla olan bir düşmanı mağlup etmesi, askerî strateji açısından mümkün değildi. Eğer o, “gün doğmadan neler doğar” diyerek sabahı bekleyip düşmana tekrar hücum etmeyi düşünseydi, muhtemelen üç bin kişilik ordunun tamamını telef edebilirdi. Ama yarınlar için savaşacak yiğitlere ve erlere ihtiyaç vardı. Bu örneklere yüzlercesini ilave edebiliriz. 
Konuyu başka bir örnekle bitirmek istiyorum. İspanyayı fetheden Müslümanlar, oradan kovulan Müslümanlardan daha dindar değillerdi. Ama onlar daha güçlü bir stratejik akla sahiptiler. Tarık b. Ziyad, Cebel-i Tarık boğazını geçip İspanya sahillerine ulaşınca, gemileri yaktırıp“artık önünüzde deniz gibi bir ordu, arkanızda da ordu gibi bir deniz var” derken tam bir stratejik akılla hareket ediyordu. Çünkü askerlerine cesurca savaşmaktan başka bir seçenek bırakmamıştı. Böylece onların, iç savaşlardan ve kötü idareden bıkmış olan moralsiz bir orduyu kolayca mağlup etmeleri mukadder oldu. Ne yazık ki onlar da bir süre sonra stratejik akıllarını kaybettiler. Kastilya Kraliçesi I. İsabel ile Aragon kralı Ferdinand evlenerek güçlerini birleştirirken, bizimkiler bölündüler. Artık Endülüs coğrafyasında tek bir güçlü devlet değil, melikçiklerle idare edilen, kuvveti zayıflamış müslüman devletçikler vardı. Sonunda hepsinin İspanya’dan kovulmaları mukadder oldu. Onlar İspanya'dan, Endülüs'ü kuran ilk müslüman gruplardan daha az dindar oldukları için değil, stratejik akıllarını kaybettikleri için kovuldular. İlginçtir, Endülüs’ü kurmak üzere İspanya’ya gidenler ve orada yaklaşık yedi yüz yıl kalmayı başaranlar, oraya gidişlerinden çok kısa bir süre sonra Abbasiler tarafından yıkılan Emevî sultasının emrindeki komutanlar ve askerlerdi. Emevîler, daha az dindar oldukları için Abbasiler tarafından yıkılmış değillerdi. Aksine Abbasiler, sadece, geniş kitlelerin, stratejik aklını kaybeden Emevi sultasının hataları yüzünden oluşan hoşnutsuzluğunu siyasî ranta dönüştürme zekâsına sahip olan daha uyanık Müslümanlardı. Eğer Abbasiler, Emevîlerden daha dindar Müslümanlar olsalardı, İmam-ı Azam Ebu Hanife'yi hapse attırıp işkence etmezlerdi. 
Kısacası, hikâye şudur: Stratejik akıllarını kullanarak geleceği planlama ve tarihin nesnesi değil, öznesi olma azim ve kararlılığını gösteremeyenler, “görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler” avuntusuyla beklemeye devam ettikleri sürece, yalnızca başkalarının kurgulayıp oluşturdukları tarihin figüranları olmaya devam ederler." 
Kaynak: http://www.yerlifikirler.com/makale-detay.php?id=300 11 Ağustos 2015
Prof. Dr. Metin ÖZDEMİR
YBÜ İslami İlimler Fakültesi
Yazar Metin Özdemir Hakkında 1966 Ordu doğumlu. 1985 yılında Ordu İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl, Ankara Ü. İlahiyat Fakültesi’ne girdi. 1990 yılında bu fakülteden mezun oldu ve aynı yıl içerisinde A. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Kelam-İslam Felsefesi Bölümü’nde yüksek lisansa başladı. Yüksek lisansını Hz. Peygamber’in “Mirac” olayı ile ilgili olarak yaptı. Doktorasını “İslam Kelamı’nda Kötülük Problemi” adlı teziyle tamamladı. Bu arada, 1995 yılı Haziran’ında daha önce yapmakta olduğu öğretmenlik görevinden ayrılıp Cumhuriyet Ü. İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Kelam Anabilim Dalı’na Araştırma Görevlisi olarak atandı. 1998 yılında Yardımcı Doçent, 2004 yılında da Doçent oldu. 2004/2005 akademik yılında, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan burslu olarak Ürdün Üniversitesi’nin Dil Merkezi’nde yabancılar için hazırlanmış olan programa devam etti. 2009 (19 Ağustos) yılında profesör oldu. 04.02.2013 tarihinde Cumhuriyet Ü. İlahiyat Fakültesi’nden naklen Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Temel İslam Bilimleri Kelam ve Mezhepler Tarihi Anabilim Dalına öğretim üyesi olarak geçti. Çeşitli kitap ve makaleleri bulunan yazar, İslam Bilimleri alanında çalışmalar vermeye devam etmektedir.

MEB Test Arşivi

Dershane tarzı okul dışı alternatif eğitim kurumlarının sebep olduğu maddi külfetten ücretsiz devlet kurslarıyla velileri kurtaran Milli Eğitimi Bakanlığı, şimdi de yardımcı ders materyalleri için harekete geçti. Bugüne kadar öğrencilerin sınava hazırlık için kullandığı 'yaprak test' uygulamasını geçtiğimiz yıl devlet okullarındaki öğrenciler için başlatan ve sadece 8.sınıf öğrencileri için yaprak test hazırlayan Bakanlık, uygulamayı genişleterek 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencileri için de yaprak test hazırlayacağını ilan etti. 
Ücretsiz devlet kursundan yararlanacak olan milyonlarca öğrenci, bir de haftalık olarak yayınlanacak olan yaprak testlerden faydalanarak dersane ortamlarındaki sınava odaklı ders işlemeye çalışacak. Ayrıca bu sayede öğrenci ve veliler yardımcı ders materyaline verilecek maddi külfetten de kurtulmuş olacak.

"Kazanım Kavrama Testleri’nin telif hakları tümüyle MEB Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğüne aittir. Soru ve testler kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz, kısmen ya da tamamen basılamaz. Dolaylı dahi olsa ticari amaçla kullanılamaz. Kullanım koşulları MEB Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünün iznine tabidir. Söz konusu testler “ön nüsha” niteliğinde olup Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü; testlerin soru kapsam ve içeriğini değiştirme, soru iptal etme, yeni soru ekleme ve cevap anahtarlarında düzeltme hakkına sahiptir."


Yaprak Testlere ulaşmak ve daha ayrıntılı bilgiye ulaşmak için Bakanlığın resmi internet sayfasını kullanabilirsiniz.  http://odsgm.meb.gov.tr/test/#

| | | | Devamı... 0 yorum

Popüler Yayınlar

Sosyal Paylaşım

Icon Icon Icon Icon

Lütfen yazılarımızla ilgili yorum yapmaktan çekinmeyin. Kırık linkleri ve hatalı içerikleri mutlaka bize ilgili sayfa altında yorum yaparak bildiriniz. Blog sayfalarımızda ilginizi çekebilecek diğer yazılar için blog arşivimizi kullanabilirsiniz.

Son Yorumlar

Yararlı Linkler